10 Nisan 2018 Salı

Bilmedikçe Kaybedersin

Hani her şey biter de aradan günler, haftalar geçer ya. Sen artık daha iyi olduğunu sanıp hiçbir şeyi umursamazsın. Sonra bir fotoğraf çıkar karşına, o ana kadar yaşamadığın ne varsa yaşatır sana. "Ulan" dersin içinden ama hissetiklerin diline düşenlerden fazla olacaktır. Hem susarsın; hem de konuşmak istersin. Ayakların buzun üstündedir; üşürsün. Ama gözlerini kısar üşürsün. Çünkü üşümesen gözlerinden birkaç damla süzülür az sonra. "Ne günlerdi" diyemezsin önce. Zaten desen de hissettiklerini ifade etmez. Elini o boşluğa koymak istersin. Tam da göğüs kafesinin altında. O karın boşluğuna... Bir şey dolar oraya. Gözlerine dolandan daha çoktur ve hiçbir şey bu kadar acıtmayacaktır. O an bunu da bilirsin. Bak ama yine de susarsın. İki dakika sonra "şimdi ne yapıyor" gelecektir aklına. Ama kendine "sana ne" demen gerekir. Çünkü o artık yoktur ve belki de hiç olmayacaktır. Bunu da dersin kendine. Ama yine ifadesi eksik kalır. O gece kafanı yastığa koyamazsın. En kötüsü de herkes boş gözlerle bakar sana. Sen dolusun oysa. Hem de gözlerine kadar... Ama anlamazsın işte. Anlasan da kendine söz geçmez o an. Karanlığın ortasında yalnızca güzellikler gelir aklına. "Bana ne yaptı" demezsin, "ne yaptı da böyle oldum..." Ve sen demedikçe o karanlıkta ışıldamaz hiçbir aydınlık. Zaten gözlerin de karanlığa alışmıştır artık. Bu bir veda değildir. Bu olsa olsa bir vedadan arda kalan sensindir. Biten hiçbir şey o an bitmemiş olur. Sense kabullenemediklerinle yanarsın o karanlıkta. Kendi ateşini bile göremeden... İşte o an anlar insan. Onunla yaşadığın zaman boyunca, kendini unutmuşsundur aslında. Kızdıkların kendinedir hala. Unuttuğun kendine bile olduğunu bilmezsin. Bilmedikçe de kaybedersin. İşte böyle...